Türkiye’nin mevcut hukuki altyapısı
Türkiye, gerek Kanunun gerek Direktifin ekindeki veya içerisinde sözü edilen uluslararası sözleşmeleri veya konvansiyonları imzalamıştır.
İş güvenliği ve işçi sağlığı bakımından da mevzuat çerçevesinde önemli adımlar atılmıştır. Çalışanların sosyal hakları yeterli yasal koruma altına alınmıştır.
Çevresel olarak da yasal anlamda bir boşluk bulunmamaktadır.
Asıl sorun: denetim
Sorun bu düzenlemelere aykırı davranılıp davranılmadığının denetimindedir. Denetim yapacak yeterli uzman bulunmadığı için denetimler de çok seyek gerçekleşmektedir. Türkiye’nin İLO’nun hemen tüm konvansiyonlarını imzalamış olmasına rağmen, maalesef hala çocuk işçi çalıştırma ve eşit işe eşit ücret ödeme konularında sıkıntılar vardır.
Yaptırımlar ve Türk tedarikçiler için gerçek risk
İhlallerin tespit edilmesi halinde de çok ağır cezalar mevcuttur. Öte yandan Özen Yükümlülüğü Kanunu 1 Ocak 2023’ten bu yana yürürlüktedir; AB Direktifi ise 26 Temmuz 2029’dan itibaren uygulanacaktır. Kanun sorumluluğu şirketlere yüklemekle birlikte, BAFA 7 Kasım 2025’ten itibaren rapor incelemesini durdurmuştur; bu nedenle denetim boşluğunun kapanacağı beklentisi bugün için gerçekleşmemiştir.
Bu nedenle aşağıda listelediğimiz yapılması gerekenlere uymak faydalı olacaktır. Uyulmaması hâlinde Alman şirketleri, 800.000 Avroya kadar — ortalama yıllık cirosu 400 milyon Avroyu aşan tüzel kişilerde belirli ihlaller için dünya çapındaki ortalama yıllık cironun %2’sine kadar — idari para cezası (Kanun m. 24) ve üç yıla kadar Alman kamu ihalelerinden dışlanma (Kanun m. 22) yaptırımlarıyla karşılaşır. Türk tedarikçiler bakımından risk ise hukuki yaptırım değil, sözleşmesel ve ticari sonuçlardır.
Şirketlerin yapması gerekenler
Bu anlamda büyük görev ilgili şirketlere düşüyor olsa da …
- Her şirket kendi içerisinde Direktif ve Kanunda öngörülen özen yükümlülüğüne ilişkin stratejilerini hazırlamalıdır.
- Özen Yükümlülüğüne ilişkin risk analizini bağımsız bir kuruluşa yaptırmalıdır.
- Risk analizinde tespit edilen eksiklikleri bir an önce tamamlamalıdır.
- Çalışanlara (kendi ve ara tedarikçilerinin çalışanları da dahil olmak üzere) açık ve onlar tarafından kolay ulaşılabilir ve anlaşılabilir bir şikayet merkezi kurmalıdır.
- Bu şikayet merkezini mümkün oldukça bağımsızlaştırmalı ve zarar görebilecek olanlarla uzlaşma yolları aramalıdır.
- Kendi içerisinde sık sık kontroller yapmalıdır.
- Denetim yapanlarla veya bağımsız şikayet merkezleriyle yönetim düzeyinde ilişkileri kurmalıdır.
- Kendisinin de tedarikçisi veya tedarikçileri varsa, onların da Kanun veya Direktifteki özen yükümlülüklerine uymalarını sağlamalıdır.
- Kendi tedarikçilerine rücu edebilecek şartları oluşturmalıdır.
- Satın alma ve diğer sözleşmelerini gözden geçirip, Kanun ve Direktife uygun kurallar koymalıdır.
- Kişisel verilerin korunması da Kanun ve Direktif anlamında önemli olduğu için bu anlamdaki düzenlemeleri de hayata geçirmelidir.
- Çalışanlarını bilgilendirmeli ve yönetim düzeyinde gerekli şirket içi eğitimlere önem vermelidir.
- Kendi tedarikçileriyle yaptığı sözleşmelerde ihlal durumuna ilişkin cezai şartlar öngörmelidir.
- Tedarik zinciri özen yükümlülüğü konusunda mutlaka bilgili danışmanlarla çalışmalıdır.
- Direktifin temsilci atama şartı konusunda gerekli hazırlıkları yapmalıdır.
Sektöre göre belirlenmesi ve güncellenmesi gerekenler
Şirketin faaliyet gösterdiği sektörün özellikleri de göz önünde tutularak, yükümlülüklerin ihlali halinde gerekli tedbirlerin, ihlali önlemek için gereken yöntem ve tedbirlerin, ihlal halinde ilgililere açık bir bağımsız şikayet merciinin oluşturulmasının, özen yükümlülüğü sorumlusunun, eğitimlerin nasıl ve hangi sıklıkta yapılacağının, denetimin (hem iç hem de tedarikçiler nezdindeki) nasıl yapılacağının, genel davranış kodeksinin belirlenmesi ve sürekli güncellenmesi gerekecektir.


