Avrupa Birliği’nin kabul ettiği (AB) 2024/1760 sayılı Direktif (bundan sonra sadece Direktif olarak anılacaktır) Alman Tedarik Zincirleri Özen Yükümlülüğü Kanunu’ndan daha dar bir şirket kümesini kapsar; Omnibus I ((AB) 2026/470) ile eşikler 5.000 çalışan ve 1,5 milyar Euro ciroya çıkarılmıştır. Buna karşılık özen yükümlülüğü kataloğu daha ayrıntılıdır. Özetle söyleyelim ki, Direktif (AB) 2024/1760 sayılı metin olarak kabul edilmiş, Şubat 2026’da kabul edilen Omnibus I direktifi ((AB) 2026/470) ile de önemli ölçüde değiştirilmiştir. Güncel hâliyle kapsam; 5.000’den fazla çalışanı ve 1,5 milyar avroyu aşan net dünya cirosu bulunan AB şirketleri ile AB’de 1,5 milyar avroyu aşan net ciro elde eden üçüncü ülke şirketleriyle sınırlıdır (Temmuz 2026 itibarıyla).
Direktifin amacı
Direktifin amacı, şirketlerin (girişimcilerin) ticari davranışlarını Avrupa Yeşil Mutabakat (Green Deal) programı ve Birleşmiş Milletlerin insan ve çevre haklarına uyulmasında başarıya ulaşılmasında sürdürülebilir kilit rolü üstlenmelerini sağlamaktır. Direktife göre bu amacın başarıya ulaşması, «değer yaratma zincirlerinde» (=Wertschöpfungsketten) ortaya çıkabilecek ve insan haklarına ve çevreye olumsuz, zarar verici etki yaratabilecek risklerin veya olumsuzlukların giderilmesine, yumuşatılmasına ve uzun vadede şirketlerin dayanaklılığının, klima ve çevre üzerindeki etkilerinin ve insan hakları sorununun, şirketin yönetimi ve yönetici düzeyindeki doğru kararlar alınması gerekliliğinin sürdürülebilir uyumunun gerçekleşmiş olmasına bağlıdır.
Kapsam neden bu kadar geniş tutuldu?
Direktif, tek tek şirketlerin, özellikle de global çalışan ve dünyanın her tarafından tedarikçisi olan şirketlerin, tek başlarına bu görevi yerine getirmesinin güç olacağından hareket ederek, neredeyse Avrupa Birliği içerisinde global çalışan tüm şirketleri bu konulardaki özen yükümlülüğü kapsamına almıştır. Direktifin giriş bölümünde de belirtildiği üzere: «Avrupa Birliği ekonomisinin dünyanın her yerindeki, global değer yaratma içerisinde bulunan milyonlarca çalışanla bağlantı içerisinde bulunması, işçilerin haklarına da sürdürülebilir bir özenin gösterilme sorumluluğunu beraberinde getirmektedir. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde görülen buna benzer kanunlaştırma hareketleri böyle bir düzenleme arzusunun ve ihtiyacın varlığına da işaret etmektedir.»
Avrupa Birliği içerisinde özellikle büyük çaplı şirketlerin kendi tedarikçileri arasında da isteğe bağlı olarak, yani herhangi bir yasal zorlama olmaksızın, durum tespit (due deligence) çalışmaları yaptıkları ve bu konuda hassas olduklarını da söylemek gerekiyor. Direktif, son yıllarda Avrupa Birliği üye ülkelerde varlıklarını gözlemlediğimiz, şirketlerin özen yükümlülüğüne ilişkin çerçeve düzenleme yasalaştırma çabalarının, bu gönüllü çabaların desteklenmesi amacını taşımaktadır.
Direktifin hedefleri
Direktifin amaçladığı hedefler özellikle şunlardır:
- Değer yaratmadan kaynaklı insan hakları ve çevre riskleri ve etkilerini azaltmak amacıyla uygulamaları ve risk yönetimini şirket stratejilerine entegre etmek üzere şirket yönetim uygulamalarının iyileştirilmesi;
- İç pazarda özen yükümlülüğünün parçalanmasının önüne geçilmesi ve beklenilebilir davranış ve sorumluluk açısından hukuki güvenlik yaratılması;
- Olumsuz etkilerden dolayı şirketlerin sorumluluklarının artırılması ve işletme davranış sorumluluğu konusunda mevcut ve planlanan AB inisiyatifleri çerçevesinde şirketlerin yükümlülüklerinin tutarlı kalmasının sağlanması;
- Şirketlerin davranışlarının etkisi sebebiyle insan hakları ve çevresel etkiye maruz kalanlara hukuki yollara erişimin iyileştirilmesi;
- (Bu Direktif, şirket proseslerine konsantre olduğu ve değer yaratma zincirleri hakkında geçerli olduğu için yatay bir enstrüman olduğundan), mevcut ve yürürlükte olan, sürdürülebilirliğin belirli zorlukları ile ilgili veya özellikle Birlik içerisindeki belirli sektörlerle doğrudan ilişkili diğer tedbirleri tamamlanmasıdır.
Değiştirilmesi öngörülen diğer AB düzenlemeleri
Bu Direktif ile Avrupa Birliğinin birçok ilgili Direktiflerinin değiştirileceğine de tanık olacağız. Bu çerçevede, insan kaçakçılığı ve kurbanların korunması (2011/36/EU), işverenlere karşı tedbirler (2009/52/EU), eko dizayn (2009/125/EU), pil atıkların düzenlenmesine ilişkin direktif (KOM/2020/798) gibi birçok yan direktif ve yönetmeliklerin de iyileştirilmesi ve/veya değiştirilmesi öngörülmektedir.
Sosyal haklar temel direği ve ölçülülük
Bu Direktif ile Avrupa Birliği içerisinde iş hayatında bir «sosyal haklar temel direği» oluşturulmaya çalışılmaktadır. AB bunu yaparken şirketlerin karşılaşacağı olası ek yüklerin de bilincindedir.
Bu nedenle ölçülü bir yükümlülük getirilmeye çalışılmaktadır. Şirketler, sadece «olumsuz etkilerin güçlük derecesiyle orantılı olarak uygun tedbirleri» almakla yükümlü tutulmaktadırlar. Böylece küçük ve orta ölçekli şirketler Direktifin uygulama alanı dışında bırakılmaktadırlar. Ancak, aşağıda ilgili yerlerde ayrıntısını verecek olmakla beraber, burada, 2022 tarihli Komisyon önerisinde yer alan iki gruplu eşik modelinin kabul edilen metne girmediğini ve kapsamın yukarıda belirtilen tek eşiğe göre belirlendiğini söylemekle yetinelim. Bir diğer önemli nokta da Avrupa Birliği üyesi olmayan şirketlerin, yine tek bir ölçüte göre — Birlik içinde elde ettikleri net ciroya göre — Direktifin uygulama alanına girmeleridir. Buna ilişkin ayrıntılar aşağıda ilgili yerlerde verilecektir.


