Kapsamdaki şirketin yerine getirmesi gereken on adım
1. Temel ilkeleri, davranış kodeksini ve özen yükümlülüğü stratejilerini hazırlamak;
2. Risk yönetim sistemini kurmak ve bir sorumlu belirlemek;
3. Risk analizlerini hem kendi içerisinde hem de tedarik zinciri içerisindeki doğrudan ve dolaylı tedarikçilerde uygulamak;
4. Yılda en az bir kez risk analizleri yapmak (hem kendi içinde hem de tedarikçilerde);
5. İyileştirici tedbirleri almak;
6. Yılda en az bir kere olmak şartıyla her gerektiğinde iyileştirici tedbirleri güncellemek;
7. Doğrudan veya dolaylı tedarikçilerde insan hakları ve çevre konusundaki özen yükümlülüğü çerçevesinde eğitimler ve denetimleri yürütmek;
8. Ulaşılabilir şikayet mekanizması kurmak;
9. Şikayet mekanizmasının işleyişine ilişkin yazılı usul kurallarını oluşturmak;
10. Raporlama ve belgelendirme yükümlülüğünü yerine getirmektir.
Adımların takvime bağlanması ve mevcut durumun tespiti
Bu adımların her biri, Kanun’un 1 Ocak 2023’ten bu yana yürürlükte olduğu ve 1 Ocak 2024’ten itibaren 1.000 ve üzeri çalışanı olan şirketleri kapsadığı dikkate alınarak bir takvime bağlanmalıdır. Uygulamada ilk iş, mevcut durumun tespitidir: şirket, tedarik zincirini uçtan uca haritalandırmalı, doğrudan ve dolaylı tedarikçilerini sınıflandırmalı ve insan hakları ile çevre bakımından riskli gördüğü alanları önceliklendirmelidir.
Yapısal unsurların kurulması ve sözleşmelere yansıtılması
İkinci aşamada davranış kodeksi, risk yönetim sistemi ve şikâyet mekanizması gibi yapısal unsurlar kurulmalı; sorumlu kişi atanmalı ve yönetime düzenli raporlama düzeni işletilmelidir. Satın alma sözleşmeleri de özen yükümlülüğüne uyum, denetim ve rücu hükümleriyle güçlendirilmelidir. Tedarik zinciri özen yükümlülüğü alanındaki bu hazırlık, yalnızca Kanun kapsamındaki Alman şirketleri için değil, onların zincirinde yer alan Türk tedarikçiler için de önem taşır; zira yükümlülükler sözleşmeler yoluyla zincir boyunca aktarılmaktadır. Hazırlığa erken başlayan şirketler, hem müşterilerinin taleplerini karşılamakta hem de LkSG/CSDDD uyum programını kendi ölçeklerine uygun biçimde planlamakta avantaj elde edecektir.
Türk tedarikçiler bu adımlardan nasıl etkileniyor?
Yükümlülükler sözleşmeler yoluyla zincir boyunca aktarıldığı için, on adımlık liste kapsamdaki bir Alman müşterisiyle çalışan Türk tedarikçiye de farklı bir kılıkta ulaşır: davranış kodeksinin kabulü, tedarikçi bilgi formlarının doldurulması, denetim ve yerinde inceleme taahhütleri, alt tedarikçilere ilişkin beyanlar ve ihlal hâlinde bildirim yükümlülüğü. Temmuz 2026 itibarıyla bu talepler uygulamada çoğunlukla satın alma sözleşmesinin ekine yerleştirilmiş bir tedarikçi taahhütnamesi biçiminde gelmektedir.
Tedarikçi açısından doğru refleks, her müşteriden gelen formu tek tek yanıtlamak yerine kendi tarafında kalıcı bir düzen kurmaktır. Bir kez hazırlanan politika seti, güncel tutulan tedarikçi listesi, belgelenmiş bir şikâyet kanalı ve düzenli tutulan kayıtlar; farklı müşterilerden gelen taleplerin çoğunu aynı dosyadan karşılar. Bu düzen hem cevap süresini kısaltır hem de müşteri denetimlerinde tutarlı bir tablo verir.
Hazırlığa başlamadan önce cevaplanması gereken sorular
- Hangi müşterilerimiz kapsamda ve bizden hangi taahhütleri istiyor?
- Tedarik zincirimizin kaç kademesini gerçekten görebiliyoruz; doğrudan ve dolaylı tedarikçilerimizin listesi güncel mi?
- Bir davranış kodeksimiz var mı; tedarikçilerimize sözleşmeyle kabul ettiriliyor mu?
- Risk analizini kim yürütecek, sonuçları kime raporlayacak ve karar mercii kim olacak?
- Şikâyet mekanizmamız yalnızca kendi çalışanlarımızın mı, tedarikçi çalışanlarının da erişimine açık mı?
- Satın alma sözleşmelerimizde bilgi verme, denetim, düzeltici tedbir ve fesih hakları düzenlenmiş mi?
- Yaptığımız işi, bir müşteri denetiminde gösterebileceğimiz biçimde belgeliyor muyuz?
Uygulamada sık rastlanan üç hata
Birincisi, adımların tek seferlik bir proje sayılmasıdır; oysa risk analizi ve iyileştirici tedbirler yılda en az bir kez tekrarlanacak biçimde kurgulanmıştır. İkincisi, şikâyet mekanizmasının kurulup duyurulmamasıdır; erişilebilir olmayan bir kanal, kâğıt üzerinde var olsa da işlevini görmez. Üçüncüsü, belgelemenin ihmal edilmesidir: yapılan çalışma kayda geçirilmemişse, denetimde veya müşteri sorgusunda gösterilemez.


